Go Kıraathanesi ve Go Piknik

Satrançla yıllarca uğraşmış biri olarak, sonunda idealimdeki oyunu buldum: Go! Hemen itirazlar gelecek: “Sen Piknik Satrancı oynuyorsun. Rekabeti sevmiyorsun ancak Go’da da rekabet yok mu?”
Yanıtım: “Benim için yok!”


Japonya’da Go kıraathanesi

Şüphesiz, Go da Piknik kurallarıyla oynanabilir. Öte yandan beni cezbeden şey başka: Ben Go’da zır acemiyim. Satranç oynarken, bildiğim konumlar hakkında bir sürü bilgim, fikrim ve ön yargılarım var ama Go’da yok: Hiç bir şey bilmiyorum ve her şey benim için yeni. Oysa, acemi satranççı, evinde çalışırken sırası gelir ve meşhur Fxh7 fedasını bulması istenir. Genç (tüm acemiler “genç”tir!) hamleyi bulduğunda kendini çok iyi oyuncu zanneder halbuki bu hamle için -feda olduğu halde- ünlem bile verilmez.

Piknik Satrancı’nı çok acemi bir satranççının bulması herhalde olası değildi zira, hangi disiplin için olursa olsun; çok düşük seviyeler/güçler rekabet için uygun değil. Piknik Satrancı, rekabet edebilecek kadar satranç bildiği halde, rekabet etmek istemeyenler tarafından ortaya kondu ve halen de yontuluyor.

Bir gün, Rahmetli Ali İpek, bir hafta sonu turnuvasının başlamak üzere olduğu salonda bana sordu: “Sence bu satranççılardan hangisi satrançtan en fazla zevki alıyor?” Salonda 20-25 kişi var. Bir tahminde bulunamadım.
“Tabii ki Zahir Darlık!” dedi, “Baksana: Sen beş maçta bir beraberlik verince sinir ve hırstan küplere biniyorsun; oysa o, 30 oyun kaybetse bile oralı değil ama kaza eseri 100 oyunda bir, birinden berabere ya da kazanç koparırsa çocuklar gibi seviniyor!” Düşündüm; haklıydı.

Dediğim gibi, Go ile ilgili Atari’yi biliyorum; o kadar. İlerisi için düşüncelerimden biri, Japonya’da bir Go Kıraathanesi bulup, hiç Go çalışmadan sürekli oynayarak (ve doğallıkla hep kaybederek) Japon Go sahalarının Zahir Darlık’ı olmak. İşte böylece rekabetten uzak kalmanın ikinci yoluna ulaştık: Cehalet!

Go etkinliklerinde görüşmek üzere!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaşım